Buzdolabını açtığımda kelimenin tam anlamıyla tam takır kuru bakırdı.Biraz daha ileri gidersek bir tek örümceğin ağ örmediği kalmıştı.Masanın üzerindeki lokantanın poşetini gördüm.Dünden kalma lahmacun parçaları ve tuz poşetleri vardı.Telefonu alıp numarayı çevirdim.Sabahın köründe beni aç bırakmayan vefalı biricik lokantamın,denizli horozu sesli garsonu telefonu açtı.Erken saatlerde daha yemek yapmadıklarını ama iki saat bekledikten sonra siparişleri almaya başladıklarını söyledi.Mağara inine benzeyen buzdolabından kötü gün dostu beyaz peyniri aldım.Ekmeğimin arasına koyup,kendime sallama çay yaptım.
Dişimin kavuğuna yetmeyen ekmeğimi yedikten sonra mutfaktan çıkıp odama doğru yöneldim.Holden geçerken daha dikkatli davrandım.Pantolonumun cebini para var mı diye aradım.Elimi attığımda şıngırdayan bozuk paralar gelmişti.Neşem kısa sürmüştü.Bozuk paralar aynı dilencilerdeki gibi beş veya on kuruşluklardan oluşuyordu.Dayanamayıp sigara içtim.Mutfaktaki kapıdan gelen soğuk rüzgara karşı.
Radyoyu açtım.Üzerimdeki negatifleri alacağını düşündüm.Radyo kanallarını dolaşırken sabah şekeri tadında bir istasyona rastladım.Beş dakika sonra Demet Akalın şarkısı çalmaya başladı.Kapatacaktım ama neşem hafiften yerine gelmeye başlamıştı.Anormal seviyede sigaranın veremediği mutluluğu Demet Akalın veriyordu.
Telefonumun çaldığını gördüm.Sen beni aramıyorsun neden ben seni arayım grubuna dahil bir arkadaşım arıyordu.Uzun zamandan beri görüşmemiştim ama Demet Akalın neşe kat sayımı onla çarptığı için telefona cevap vermedim.Buzdolabındaki peynir bile gözüme iyi bir yemek olarak gözükmüştü.
sigarayı bilmem ama 1 kutu bira iyi gidiyor. o kafayla insan serdar ortaç bile dinliyebilir. tabi demet akalın kadar iyi olamaz ama (!)
YanıtlaSil